Konsantrasyonu Sağlamanın 5 Kısayolu

Konsantrasyon konusunda herkes sıkıntı çeker. Bu sıkıntı özellikle sınav senesinde belirir. Hevesle masaya oturursunuz, 5 dakika sonra bıkarsınız. Durumu tecrübe ettiğim için blogta bunun hakkında birkaç yazı yayınlamıştım. "Düzenli çalışmaya alışık değilsiniz doğaldır, bu yüzden özellikle yazın kendinize birden yüklenmeyin, tempo yavaş yavaş kendiliğinden artar zaten. Ders çalışmaya şartlanın. Müzik dinlemeyin, çok akılda kalan bir şeylerse sınavlarda başınıza ders açar. Çalışamıyorsanız bile en azından masada bir buçuk saat kalmaya gayret edin. Sürekli saate bakmayın, düşüncelere dalmayın" gibi ifadelerde bulunmuştum.

Bunlar yanlış değil. Bu yazıyı yazmamın nedeni ise bu sıkıntıyı ben de çekmeye başladım. Ama benim başıma ders çalışırken değil film izlerken ve kitap okurken geliyor. Ders çalışırken illa kafayı kullanıyorum bu yüzden ilk 1 saatten önce yoğun bir konsantrasyon eksikliği yaşamıyorum ama bu iki zevkli işi yaparken kafayı kullanmayı birazcık ihmal ettiğimde beynim başka yerlere gidiyor ve "Memento" filmindeki adam gibi "Ya az önce ne izledim/okudum ben moduna girip başa sarıyorum.

Bu yüzden kendim için biraz araştırma yaptım (google'a "exercises to have better concentration" yazdım çünkü daha önce "Ferrari'sini Satan Bilge" isimli dandik kitabı okuduğumdan bu tür tekniklerden haberdardım.") ve sizin de işinize yarayacak birkaç önemli bilgiye rastladım.

Şu adresten çeviriyorum: http://www.wikihow.com/Improve-Your-Concentration

Özellikle 5.Yol çok hoşuma gitti uygulayın mutlaka.

İlk iki metot bana uğraştırıcı geldi siz daha meşgulsünüz size hayli hayli uğraştırıcı gelir o yüzden yazmaya gerek görmüyorum.

1- Oksijen







Yerçekiminden dolayı kan vücudumuzun alt bölümünde toplanır, beyne daha az kan gider(miş.) Kanın akışını kolaylaştırmak için arada kalkıp yürümeliyiz. Biyolojik kısmını iyi açıklayamamışlar, ama bilgi doğru, burası olayı doğruluyor, burada da endorfin salgıladığı için diyor.

Kişisel tecrübelerime gelirsek oksijen olayı önemli, yürümeseniz bile havadar bir ortamda çalışmalısınız. Ders çalışırken bir anda başın ağrıyorsa oksijensizliğe işaret olabilir. Malum kış, odayı havalandıramıyorsanız bile arada 5-10 dakikalığına balkona çıkın, ben kütüphanede çalışırken bunu yaptım yararını gördüm.

2- Beyine Teneffüs Yaptırın






Beyin saatlerce bir şeye konsantrasyon olmaya çalışıyorsa zamanla konsantrasyon gücü düşer, bu yüzden ara vermek önemlidir. Bundan blogta da bahsetmiştim. Ara verirken daha önce de söylediğim gibi masaya geri dönebilecek şekilde ara verin. Wikihow'da bir de power nap adı verilen 20 dakikalık şekerlemelerden yapın demiş bu önemli, buna ayrı bir yazıda değineceğim.

3 - Bir işi bitirmeden öbürüne başlamayın


Eğer öncekini bitirmeden yeni bir şeye başlarsanız beyne "İstediğim gibi atlama yaparım sorun yok." mesajı vermiş olursunuz ve bunu alışkanlık haline getirirsiniz. Yapmayın. Sıradaki işi düşünmeyin bile. Beyne "Önce önümdekini bitirmeliyim." mesajı verin.

4 - Örümcek Kuralı


Örümcek kuralı şu: Titreyen bir diyapozonu bir örümcek ağının yanına koyarsanız ilk başta örümcek merak eder, "N'apıyor bu liseli?" der, gelir onun ne olduğuna bakar. Fakat o diyapozonu sürekli ağın yanına bırakırsanız örümcek de durumu kanıksar ve diyapozonu sallamamaya başlar, bir daha oraya gelmez.

İşte siz de bu örümceği örnek almalısınız. Sürekli yaşanan, konsantrasyonunuzu dağıtan (ya da sizin dağıtacağınızı sandığınız) ve sonucunu bildiğiniz durumları sallamayıp önünüzdekine odaklanmalısınız. Kapı gıcırdar, kuş cikler filan bunlar hep olağan şeylerdir. Örümcek gibi ufacık hayvan bunları önemsemiyorsa siz de önemsememelisiniz.

5- 5 Tane Daha Kuralı


Bu yöntemi beğendim, aslında yazıyı yazmamın nedeni de bu yöntem.
Sıkıldınız,bunaldınız, konsantrasyon gücünüz azaldı. O zaman "5 Tane Daha" diyin.
"Şu 5 X (artık her neyse) kendimi vererek halledeyim." diyin.
5 Matematik sorusu daha çözün. 5 sayfa daha okuyun. Ama kendinizi sanki yeni çalışmaya başlıyormuşsunuz gibi verin, oflaya puflayarak değil.
Başarabildiyseniz yine "5 tane daha" diyin, başaramadıysanız 5 dakika ara verin. :)

*

Burada kısayollardan bahsettiğim, aşağıda uzun vadeli yollar var. Bunlar:
- Düzenli ve ihtiyacınız olduğu kadar uyumak.
- Plan yapmak.
- Meditasyon yapmak. (Hı?)
- Sağlıklı beslenmek
- İdeal bir çalışma ortamı (gerekirse kütüphaneye gitmek.)
- Egsersiz yapmak.
Bunları zaten çok kez duyduğunuz için çevirmedim ama soru olursa cevaplamaya hazırım.

İyi odaklanmalar.













Anlamlı Bir Resim



Knowledge: Bilgi birikimi
Exprerience: Tecrübe

;)

Yarıyıl Tatili ile İlgili

Şimdi arkadaşlar ben yarıyıl tatilinde ne yaptığımı eksiksiz hatırlamıyorum. Ama tekrar söylüyorum diyet listesi programı yapmadım, yapıp da uysaydım hatırlardım zaten bu benim için dönüm noktası olurdu. :) Neyse önerilerime gelirsek;

* Şu kadar konu bitirin, şunu mutlaka bitirin demeyeceğim ben zaten bloga sadece yazın bitirmeniz gereken konuları yazdım, ki ona da pişman oldum tepki çekmişim, ve ygs'den önce hangi 12.sınıf konularını bitirmeniz gerektiğini düşündüğümü yazdım. Gerisi için hep OKUL + DERSHANE dedim bunda da kararlıyım.

* Hatırlarmısın veya okudunuz mu bilmem, dershanenin açılmasıyla okulun açılması arasındaki zaman dilimine "Çorba" diyip bu dönemde elinizden geldiğince çok çalışıp dershanedeki kimsenin gitmediği ofislerden (etüt odalarından, soru sorma derslerinden vs) faydalanmanızı yazmıştım.

Hah işte muhtemelen aynı durum şimdi de var. Muhtemelen ofisler yazdakinden daha kalabalıktır ama bütün gün oraya kapanırsanız illa soru sorabilirsiniz. (Muhtemelen matematiğin önünde bir yığın vardır, akıllı davranıp diğer dersleri aradan çıkarın arasıra da matematik sınıfını kol açan edin millet dershanenin kapanışından 1.5 saat önce filan orayı boşaltmaya başlar nasolsa.)

Kısacası Sömürme taktiğini uygulayın ;)

* Daha önce de söylediğim gibi uzun tatilleri yönetmek zordur, ilk üç gün bir heves çalıştıktan sonra 4.gün tatil ilan edersiniz, bir bakarsınız 5.gün de tatil oluverir. Bunu engellemek için:

1- Her gün çalışın. (Ve tüm gün :)) Bir gün bile tatil yapmayın. Canınızın en tatil istediği, en hevessiz olduğu günde bile son çare olarak 1.5 saat ders çalışın sonrasın bakarsınız.

2- Evdeki kişi ve eşyalar sizin çalışmanızı engelleyebilir. Böyle bir durum varsa kütüphaneye gidin, dershaneye gidin, okula gidin. Hatta yanınıza telefon almayın ki rahat rahat çalışabilesiniz. (Tabii gideceğiniz yer uzak değilse.)

* Eksik konularınızı gözden geçirin. Hatta bitirmeniz gereken konuları bir kağıda yazın. (hepsini yazmayın ama, ta lysden önce bitireceğiniz konikleri yazmayın, amaç program yapmak diyet listesi değil.) Önce hangisini çalışmanız gerekiyor gibiyse oradan başlayın ve bitirince (konu anlatımına çalışıp testlerini de çözünce) yanına bir tik atın. Yapamadığınız soruları hocaya sorduktan sonra tükenmez kalemle bir tik daha atın. Konu zor ve önemli bir soruysa martta tekrar edebilir, kırmızı pilot kalemle bir tik daha atabilirsiniz. Kısacası tekrar "konu konu çalışın" demekten başka bir şey yapmadım.

* Hala sözel çalışmayan varsa denemelerin gidişatına göre bir şey düşünsün.
Bana "Direkt soru çözüp hocaya götürsem olmaz mı?" diye soranlar oluyor hala, bakın arkadaşlar siz konuyu bilmeden hocaya giderseniz hocanın anlattıkları size genel kültür gibi gelir. Şöyle açıklayayım, eğer konu çalışırsanız konu belirli hatlarla kafanızda belirir, hocaya sorduğunuz sorular sayesinde de hoca boşlukları doldurur. Hiç çalışmadan biyoloji çözmek gibi bir şey. Ki sosyal daha kolay gözükse de daha zordur, çünkü konular birbiriyle bağlantılıdır. Basit bir örnek, hoca der Amerika'yı Avrupalılar Hindistan'a ulaşmak amacıyla farklı yollar ararken tesadüfen buldular. Bu cümle ne tarih bilgisi ne de coğrafya bilgisi olan 4 yaşındaki bir çocuğa bir şey ifade etmez değil mi? Bu cümleyi o çocuk sadece ezberleyerek öğrenebilir. İşte siz de o çocuk gibi olmadığınız kesinse de Avrupalıların neden Hindistan'a ulaşmak amacıyla farklı yollar aradığını bilmiyorsanız sizde de bir şeyler eksiktir. Zor bir şey değil ya, hadi bunu da hocaya sordunuz. Çünkü Hindistan'a giden yollar Osmanlı'nın elindeydi. (Gerçi bunu tam açıklayamadım Osmanlı elindeyken niye oradan geçmek yerine maceraya atılmayı seçtiler Osmanlı tüccarlara fahiş fiyatlar mı kesiyordu yoksa İspanyollara Portekizlilere kıldı da onları geçirmiyor muydu napıyordu.) Peki Osmanlı o yollara nasıl sahip oldu ve o yollar neler? Böyle böyle taş devrine kadar varabiliriz. Halbuki konuyu oturup bir okusaydınız şimdi sadece aklınıza takılanları soruyor olurdunuz.

Bir de şu var ki tarihe en baştan çalışmayı düşünenler karşılarına bir yığın çıkacaklarını sanıyorlar ama yanılıyorlar. Macaristan belediye başkanı Layoş elçimizin kafasını kesip Kanuni Sultan Süleyman'a göndermiş bunun üzerine Sultan Macaristan'a yürümüş Layoş'u kurşuna dizdirmiş felan bunlar sorulmuyor sınavda. Meb kitabından bu tip ayrıntıları çıkardığınızda geriye kitapçık kalıyor. Sizin çalışacağınız şeyler İstanbul fethinin sebepleri, sonuçları, Osmanlı'da batılılaşma tarzı şeyler. Hani tarih sınavlarında "Neden?" ile başlayan 10 puanlık klasik sorular olurdu ya işte onlar.
Eğer bilip bilmediğinizden emin değilseniz konuya çalışmadan önce çıkmış soruları da çözebilirsiniz.

Not: Ben derim ki coğrafyanın ilk 3-4 ünitesine (hatırlamıyorum ama iç kuvvetlere kadar olan kısım olmalı, yani harita bilgisi iklimler dünyanın hareketleri vs. gerçi dünyanın hareketleri çıkıyor muydu hatırlamıyorum) ve Türkiye'nin özelliklerine ne olur ne olmaz çalışın. Felsefe ve tarih ise sizin birikiminize kalmış biraz da. Bir şeyler biliyorsanız her şeye de çalışmak olmaz tabii. Yine de bilgilerinizi tazelemek için konu anlatımları en azından bir kez okuyun derim.

* Konularla ilgili bir şey söylemem demiştim ama şunu söyleyeyim. Eğer YGS'de çok geri kalmadıysanız bence YGS veya LYS'den birini bırakıp tamamen ötekine konsantre olmayın. Yine de size koçluk yapan kişiler (hocalar vs.) daha iyi bilir. Tabii zaten sırf benim fikirlerime bağlı kalmıyorsunuzdur etraftan araştırıyorsunuzdur zaten.

* Artık yavaştan deneme kitapları çözmek için uygun zaman bir zaman bence. Bir yandan konu çalışırken bir yandan deneme kitabı çözebilirsiniz çok abartmadan. (Bitmemiş konular her zaman önceliklidir.) Deneme kitabı çözmek eğlencelidir.

* Ha unutmadan, okul dönemi boyunca uykusuzluk çektiyseniz uykusuzluk veriminizi düşürüyorsa bence bu işkenceye devam etmeyin, alarm kurmadan normal gözünüzü ilk açtığınız gibi uyanın, dinç kafayla çalışın. (Gözünüzü ilk açtığınızda (çişe gitmek hariç) diyorum, tutup da 10 saat uyumayın, fazla uyumak daha beter eder, baş ağrısı yapar ya da en azından ben de öyle oluyor.)

İyi tatiller (!)

Size Soru Kaçıracak Üç İhmal

Sınav yaklaşıyor, biraz da sınava yönelik şeyler yazayım dedim. Kısa bir yazı olacak ama 1 soruda işinize yarasa kârdır.

(Yazıyı bitirdikten sonra gelen güncelleme: kısa filan olmadı malesef :( )

DİKKAT! YGS 2013 ile ilgili spoiler içerir. Hala çözmediyseniz sorulara bakmanızı tavsiye etmem, ama yazıyı okumanızı da çok ertelemeyin unutursunuz munutursunuz. :d

1- İşlem Hatası

İşlem hatası pis bir şeydir. Bir çoğumuzun klasik Matematik sınavlarında notunu pisi pisine yemiştir. 

Bu dönemde çözdüğünüz denemelerde (artık konuların çoğunu bitirdiğinizden) Matematikte hatalarınız genelde işlem hatasından, dikkatsizlikten, soruyu iyi okumamaktan, soruyu anlamamaktan çıkar. Siz çözüme bakıp "Auuuu işlem hatası yapmışıııım." "Auuu dikkatsizlikmiş pöf" diye kestirip atarsınız. Ama aslında o hatanın da bir nedeni var, hiçbir şey tesadüf değil, bu yüzden denemelerde rasgele, "olur o kadar", "nazarlık" diye tabir ettiğiniz hatalarınızın da üzerine gitmelisiniz. "Hatalarınızdan ders çıkarmalısınız."

Ben bir kaç tane örnek vereyim. 

*En önemli olmasına rağmen önemsenmeyen hatalardan biri kafanızdakileri kağıda iyi geçirmemek, dolayısıyla işin büyük bir kısmını beyninize bırakmak dolayısıyla onun hata yapmasına mahal vermektir. 

Bunu önlemek için önce rahat düşünebilmenize yeterli olabilecek kadar soruyla ilgili notlar alın. 

Einstein'ın bir ünlü bir sorusu var, bilirsiniz. Ünlü bir internet fenomenidir. Soruyu gören insanların %98'i çözemezmiş. Soruda değişik milletlerden insanlar var, 5 ev var renkli renkli, İngiliz kırmızı evde oturuyor, Danimarkalı çay içiyor, Rus vodka içiyor, Malboro içenin komşusu 75 kuruşa tavuk döner yiyor vs. Bu soruyu zannedersem 3 kere gördüm, ilk ikisinde uğraşmadım karışık geldi, 3.sünde açtım excel dosyasını tek tek özellikleri birimlere yerleştirip tavuk döneri yiyeni buldum. Sonra öğrendim ki üstatın bu soruyu anca %2 çözer demesindeki amaç (tabii demişse muhtemelen soru da yüzde de rivayetten ibaret ama) "bakan uğraşmaya tenezzül etmez." diye düşünmesi. Durun bi toparlıyorum, bir moral alkışı alayım bi saniye..




YGS 2011'den bir soru. Basit ama şimdi aklıma daha iyi bir örnek gelmedi.

Sorunun başında verilen "cuma ve öncesinde üretilen iş makinelerinin sayısı, salı ve öncesinde üretilenlerin dört katıdır." ibaresini görüp 4x = y 'yi yapıştırırız.

Ola ki devamında ne yapacağınızı bilemediniz. (Tekrar ediyorum örnek basit, üzerine bir şey yazmadan direkt ne yapacağınız belli ama daha zor sorulara uygulamak için veriyorum, gerçi YGS'de daha zor soruyla karşılaşır mısınız bilemem.) Orada salı ve öncesi diyor ya heh işte onun yanına salı + pazartesi + öncesi = x yazın. Veya soruda çok fazla "öncesi" geçtiği için kafanız karışmasın diye Pazartesi ve Öncesi'ne A diyin. A sizin başlangıç yani 0.değeriniz olsun zaten 20'ye eşit. Salı ve öncesi = Salı + A olur. Salı + A yani Salı + 20 = x ise Salı x -20'dir. Tabii hepsine tek tek x + (x-1) şeklinde yazmamıza gerek yok örneğin cuma çok açık. Cuma + Perşembe + Perşembeöncesi ( bu da değişik bir yazım tarzı olarak iş görebilir, bilerek bitişik yazdım.) = y Perşembe + Perşembeöncesi = 140 Cuma da çıktı y - 140. y'nin 4x olduğunu bulmuştuk zaten. Gerisi çorap söküğü gibi gelir.

İşte burada anlatmak istediğim soruya işinize yarayacak notlar alıp da beyninize bıraktığınız yükün bir kısmını kağıda verirseniz hata olasılığını düşürürsünüz, ayrıca çözümü daha kolay görürsünüz. Aslında Soru Sorma-Çözme Sanatı isimli yazımda yazdıklarımı hatırlatmış oldum.

*

Soruyu daha iyi görmek için soruyla ilgili notlar aldık, ama iş bitmedi. Çözümü de aynı disiplinle yazmalıyız. Eğer denklemleri düzgün yazamazsak karışık denklemlerde hata yapabiliriz. Burada el yazımızın güzel olması da önemli. Acele edeceğim diye kötü yazıp sonra hata yapmayın. Veya işlem basamaklarının bir kısmını yazıp bir kısmını beyine havale etmeyin. Beyine anlık işlemleri yaptırın, işlemlerdeki önemli yerleri hafızanızda tutmaya çalışacağınıza kağıda not alın. (Örneğin çözüm yaparken x'in tek olduğunuzu buldunuz, yazın bir kenara " x tek " diye.)

Çok yapılan (ben de niye genelliyorsam, ben çok yaptım yani) hatalardan biri: sorudaki çözümün yarısı çok basittir yarısı uzun zaman alır. Örneğin cevap 1/2 + denklemin çözümünden ibarettir. Denklemi çözersiniz, bir oh çekersiniz, sonra çözümden çıkan cevabı direkt olarak işaretlersiniz. Eee 1/2 ile toplayacaktınız (toplayacaktım) hani ne oldu? Gitti soru.

Bunu engellemek için yapabileceğiniz bir şey yine ve yine kağıda not almak. 1/2 + denklem (3x/(x^2+56 işte denklem neyse artık) yazmak yerine çözümü sıkıştırmayacak ama görünür bir yere "ÇÖZÜME 1/2 EKLENECEK" yazabilirsiniz.

Tekrar söylüyorum işlem basamaklarını eksiksiz yazmaya bakın, güzel yazın; hızlı olun ama acele etmeyin. 5'i S gibi yazmayın. 6'yı G gibi yazmayın. (Bir kere 65'i görüp "Bu GS nereden geldi?" diye sorduğum olmuştu. :D) Aşırı küçük yazıp üstüste sayılarla yaptığınız işlemleri yanlış yapmayın. Çözümler size kolaylık vermeli.

* Şimdi vereceğim örnek aslında yukarıdakinin yavrusu gibi ama yine de yazayım. İşlemleri kafadan yaparken de yanlış yapmanız olası. Tekrar söylüyorum kağıdı ideal kullanmaya bakın.

* Uzun işlem gerektiren soruların da son ana bırakılması işlem hatasını tetikler. Tabii gelin upuzun soruları inatla çözün zamanınızı yiyin diyemem. Öğütleyebileceğim tek şey - daha önce de söylediğim gibi - başladığınız işi yarım bırakmamanız. Bir soruyu çözmeye başlarsınız, çok uzun gelir, "dersiniz bunun kısa yolu var ama ben göremedim." sonra çözümü gördüğünüz de aslında sizin yaptığınızın aynısıdır, sadece birkaç basamak daha ileri götürmeniz gerekmektedir. (Yani siz soruyla ilişkinizi arkadaşça bitirmeden önce öyleydi.) Soruyu çözerken bir sıkıntı gelir ("kal" gelir o ne demekse) bir anda çözmeyi bırakıp öbür soruya geçersiniz. (Genelde bu durumlarda öbür soru daha kolay olduğundan daha çekici gözükür.) Hah işte bunu yapmamaya özen gösterin. Bununla "bir soruyla kavga edip zamanı tüketmek." arasında fark var. Zaten YGS'de Matematik soruları çözülemez değil, o yüzden puanınızı çok etkilediği için Matematik sorularını mümkün mertebe boş bırakmamaya çalışın. (Tabii sallamayın da.)

* Bir de heyecandan ilk sorularda hata yapmanız olası, ilk sorularda ekstra dikkatli olun. Aslında siz Matematik sayfasını açtığınız anda "Aha şimdi süper dikkatli olmalıyım" diye kendinize telkinde bulunun, her soruda da bu telkini tekrar edin. O ilk sorularda hata yapabilirsiniz geri dönün diyeceğim de geri felan dönemeyeceksiniz. O yüzden ekstra dikkatli olmak makul bir çözüm. Tabii dikkatli olacağım diye de baştaki kolay soruları ağır ağır çözmeyin. BKZ: LYS Mat 2013, çoğu kişinin "LYS'de süre sıkıntısı yok" diyip integral sorularına bakamadan havlu attığı bir sınavdır.

* Bu konudan muzdaripseniz sadece benim yazdıklarımla sınırlı kalmayın (ben de internetten yardım aldım zaten), google'a "işlem hatası" yazıp başka kaynakları da tarayın.

*


İşlem hataları genellikle Matematikte affedilir, çünkü şıklardaki sayılar öğrencilerin hatalı yollarına göre yerleştirilmiştir, yani bir kişi doğru çözümü yapıp 6 x 24 = 144 buluyorsa, öbürü 6 x 18 = 108 buluyorsa şıklarda da 144 ve 108 bulunur, 6 x 24 = 120 diyen kişi hatasını farkeder. Ayrıca işlemler daha komplike olacağından çoğu kişi işlemleri acele edip zihinden yapmak yerine yazarak yapar.  Lâkin sayıların birbirine yakın olduğu ve işlemler daha basit olduğu için Fizik (ve bazen de Kimya) sorularında işlemlere dikkat edin. (YGS'de pek olmaz gerçi ama LYS'de başıma geldi malesef) Ekstradan dikkat edin demiyorum, işlemleri tamamen boş vermeyin, önemseyin, Matematikte yaptığınız gibi.



2- Kısa devre

Şimdi yazacaklarım tam olarak işlem hatası sayılmadığı için ek başlık açma gereği duydum.

Beklediğinizden düşük aldığınız bir sınav alır, gider kağıdınıza bakarsınız ve o da ne? Yanlış yaptığınız sorulardan 0 almak yerine parça parça puan almışsınızdır ama emin olduğunuz bir soru gitmiştir. Cevap anahtarına baktığınızda aslında kolay olan bu sorunun üzerinde yeterince düşünmediğinizi farkedersiniz. İşte bu yazı bununla alakalı.

YGS 2013 İptal Edilen Matematik Sorusu

Bu soruyu çözmek 5 saniyemi aldı ve cevap doğru çıktı. Çünkü soru iptal edildi ve tüm cevaplar doğru sayıldı. :)

Ben bu soruyu gördüm, ki soru sonlara doğru geldiği için eskisinden daha dikkatsiz (daha doğrusu ihmalkâr) ve aceleci olduğumu söyleyebilirim, şöyle bir okudum, dedim bu mod sorusu. 5 = 220 (mod 5) demek ki cevap V. Hadi öbür soruya.

Tüm bunları yapmam 5 saniye sürdü. Tüm sorulara gayet güzel zaman ayırırken modüler aritmetik konusundaki çok "bilmişliğim" (daha doğrusu "hiç bilmemişliğim" çünkü fazla soru çözdüğüm bir konu da değildi) beynimi sağlıklı düşünemez hale getirdi. Beynim kısa devre yaptı.

Benim bu soruyu yapamamın görünen nedeni soruyu iyice okuyup anlamadan çözüm yapmam ama ben size rehber hocaları gibi "soruyu okuyup iyice anlayın" dersem 39'da soruda bu dediğimi yapmazsın aha işte yukarıda gördüğünüz gibi 40.soruda pürüz çıkacak.

Sınavın akışına dalıp, eski konsantrasyonunu yitirip, soruları sanki evde test çözüyormuş gibi çözerseniz bu illa olur. Bunu engellemek için:

1- Mat ve fende (veya alanınızda diyeyim) her soruda belli bir düşünme miktarınız olsun, hiçbir soruyu soruyu okuduktan 3 saniye sonra işaretlemeyin. (Tabii basit bir soruyu da çok uzatmayın, matematikte ilk 10 soru kek olur genelde)

2- Geleceğinizi belirleyecek olan sınavda bulunduğunuzu hiçbir zaman unutmayın.

3- Geleceğinizi belirleyecek olan sınav sadece 23 Mart (ya da artık kaç Mart olduysa) o sınavda gireceğiniz 3 saatten ibaret değildir. Sahip olduğunuz her saat dilimi geleceğinizi belirlemektedir. Bunun bir oyun olduğunu düşünürseniz o her saat karşınıza çıkan ufak canavarlar, YGS bölüm sonu canavarı, LYS oyun sonu canavarıdır. 

YANİ

Sınavla ilgili hazırlıklarınızı, işlem hatası yapmamayı, kısa devre yapmamayı vs TÜM DENEMELERİNİZE UYGULAMALISINIZ.

4- Yukarıda olduğu gibi sorulara bakarken ön yargılara kapılmayın her soruya eşit bakın.

SINAVDAN ÖNCE KENDİNİZİ ŞARTLAYIN, DİYİN Kİ SINAVDAKİ HER SORUYU İYİCE OKUYUP ANLAMADAN İŞARETLEME YAPMAYACAĞIM.

*** Benim bir ara kullandığım yöntem; (Sınavda kullanamadım malesef alışkanlık edinemedim çünkü) şık işaretleme yapmadan önce sorunun ne sorduğuna son bir bakış atmak. Zaman kaybı sıfıra yakındır. Özellikle "hangisi söylenemez?" türevi sorularında işinize yarar.

5- Özellikle fen sorularında, doğru şıkkı bulduktan sonra öbür şıklara bakıp biraz sorgulama yaparsanız belki de (varsa) hatanızdan dönme şansınız olur.

Özet: Beyniniz kısa devre yapmasın.

3- Sınav Sırasında Bildiğiniz Yöntemlerden Vazgeçmeyin

Çok açık ve net, gerçek sınav deneme sınavlarınız gibi olmalı. Kodlama şekliniz, hangi dersi önce çözeceğiniz vs. hepsi denemelerle uyuşmalı. Bu yüzden deneme sınavlarında her şeyi deneyin, yok ben bunu şimdi yapmama gerek yok sınavda yaparım, ben şimdi sınavı kontrol etmeyeyim erken çıkayım gerçek sınavda kontrol ederim felan demeyin. O 160 dakikanın kontrolünü kazanmak önemli. Sınav 120 dakika değil unutmayın.

Bir de sınavda yeni çözüm şekilleri keşfetmeye çalışmayın. 

Yine benim bir hatam, YGS 2013 Matematik Sorusu (32.soru, aşağıdaki yani)
 (merak etmeyin daha fazla yanlışım yok bu son :)) ) 


Boy ortalaması sorulmuş. Ben hiçbir denemede böyle kolay bir soruyla karşılaşmamış olacağım ki değişik bir şey denedim, tüm boyları tek tek yazıp birbirlerine ortaladım (1 - 5 ortası 3 gibi) ve yanlış buldum. Niye yanlış bulduğumu tam olarak bilmiyorum. Halbuki, uzun sürecek olsa da, akıllı davranıp bildiğim yoldan vazgeçmeyip tüm öğrencilerin boylarını toplayıp öğrenci sayısına bölseydim o sorum doğru olurdu. Ben ise macera yaşadım ve sonu hüsranla bitti

Demek istediğim siz böyle yapmayın, denemelerde ne yaptıysanız, hoca size nasıl anlattıysa öyle çözün soruları, sınavda işleri kolaylaştırayım derken berbatlaştırmayın.


4- Ön bilgilere Dikkat

ÖSYM'nin 2013 YGS'deki tuzağı, çay sorusu. (AĞIR SPOILER)




Bu sorunun iptal olması gündemdeydi. Gazeteler "MEB Kitabında soruyu yalanlayan ifadeler bulunmaktadır." tarzı şeyler yazmıştı. Ama totolarından haber üretmişler yine. Kitapta "Isı, aktarılan enerji olduğuna göre maddenin ısısından bahsedebilir miyiz? Örneğin, “suyun ısısı”, “havanın ısısı” şeklinde ifadeler doğru mudur? " şeklinde geçiyor.


Sorunun cevabını vereyim çünkü bu "ön bilgi" meselesini açıklayabilmem için şart. Sorunun cevabı II ve III. Isı transfer edilen enerjidir. Maddenin kendi başına ısısından bahsedemiyormuşuz. Ya da bilmiyorum napıyoruz. Bilmeme de gerek yok zaten.


Çünkü ÖSYM baba zaten ihtiyacım olan bilgiyi en yukarıda vermiş.


"Bu bilgiyi eninde sonunda kullanacaksınız a dostlar." mahiyetinde bir de çizik atmış "transfer edilen" yazısının altına.


Lâkin ben dahil çoğu öğrenci o çiziğe dikkat etmeden "ne var bunda 4.sınıf konusu" diyerekten soruyu "çözüp" işaretledik ama hiçbirimiz o "4.sınıf" bilgisi orada niye var ne işe yarıyor diye düşünmedik.


Bu ön bilgi olayı ileriki zamanlarda başınızı ağrıtır mı bilmiyorum. 1980lerdeki fizik sorularının tamamı böyleyken (yani sanki üniversite sınavı değil de laboratuvar raporu veriyormuşuz gibi hava vardı sorularda) 2000lerde hiç böyle ÖSS sorusu gördüm mü hatırlamıyorum. Yine de tekrar söylüyorum 1 soru 1 sorudur bu tip ön bilgilere dikkat etmekte fayda var.

 
***

Yazı bitti geçmiş olsun.

O değil de kısayol'un doğru yazımına bakarken böyle bir şeye rastladım belki işinize yarar.

Hadi iyi çalışmalar.

Cevaplar ve Fazlası (Biraz geç oldu ama, kusura bakmayın)

Merhaba arkadaşlar, ismim Bulut. Bilkent Üniversitesi’nde elektrik ve elektronik mühendisliği okuyorum. Azimli Yazar’ın bahsettiği transfer benim evet. Kendisinin benden bu blogda yazı yazmamı istemesi açıkçası benim için de sevindirici oldu, çünkü yaşamış, bitirmiş ve istediğini elde etmeyi başarmış biri olarak daha işin başında olan arkadaşlara yardım etmeyi çok isterim; bunu başarabilirsem ne mutlu.

           Öncelikle “TRANSFER!! (Bakın)” başlığının altına gönderilen soruları cevaplayacağım ve her cevabın ardından size önerilerimi sunacağım. İlk olarak “Sayısalcıyım, hiç çalışmadım, ne önerirsiniz?” diye özetleyebileceğimiz soruyu cevaplamak istiyorum. Şu saatten sonra seni bu zamana kadar çalışan insanların önüne geçirecek sihirli bir formül olmasa da, zararın neresinden dönülse kârdır, diyorum. Yanlışının farkında olman da önemli bir şey, sen 12. sınıf daha yeni başlıyormuş gibi büyük bir ciddiyetle çalışmana bak, sene sonunda istediğini elde edemesen de bir sene daha deneyebilirsin. Her şeyden önce yakalanması gereken şey ciddiyet; bu işin ciddiyetinin farkında olmadan yaptığınız çalışma boştur. O yüzden bu arkadaşa –ve daha yola koyulmamış diğer bütün arkadaşlara– ilk tavsiyem gerekli ciddiyeti yakalamalarıdır.

           11. sınıf bir arkadaşımın sorusunu görüyorum ve olayın önemini pek çok insan gibi 12. sınıf olduktan sonra fark etmeyip 1 sene öncesinden kavradığını görüp seviniyorum. 11. sınıf sömestr tatili, ders çalışmak için inanılmaz ideal bir zaman. Hatta sırf sömestr değil, 11. sınıfın tamamı pek çok YGS konusunu bitirmek için birebir. Tabii bu noktada eklemem gereken çok önemli bir konu daha var: YGS çalışacağım diye 11. sınıf konularını kaçırmayın! 11. sınıf biyolojisi olsun, kimyası olsun, fiziği olsun birçok önemli konu içermekte ve bu konular hiçbir temele sahip olmadan sadece 12’de öğrenmeye kalktığınızda zorluk çekeceğiniz konular. O yüzden 11. sınıfta 11 konularına öncelik vererek YGS’ye çalışın. İkisini bir arada yapmak pek çok arkadaşa zor gelecektir ilk başta, ama 12. sınıfta bu zorluğun 3’e katlanacağını unutmayın. Şimdi kendim hakkında bilgi vereyim: mat1’i 11. sınıfta (çok az bir kısmını da 12’ye geçerkenki yaz tatilinde) TAMAMIYLA bitirip rafa kaldırdım. Yine 11’de coğrafyadan özel ders aldım ve coğrafya konularını bitirdim (bir sayısal öğrencisi olarak). Türkçe’den de çalışacak hiçbir şeyim yoktu, tek ihtiyacım soru çözmekti –ki o zamana kadar da bir hayli çözmüştüm, sadece daha fazlasını kastediyorum. 11. sınıf konularını da sular seller gibi biliyordum bu arada. Henüz 12. sınıfa geçmemiş arkadaşlara (dolayısıyla soruyu soran arkadaşa) sesleniyorum: YGS’deki matematik, Türkçe, sosyal ve kimya derslerinin sınırları çok net bir şekilde bellidir ve 12. sınıf bilgisi gerektirmez. Biyoloji ve fizik için aynı şey geçerli değil maalesef, bu yüzden bu saydığım derslerden bitirebildiğiniz kadarını 11’de ve 12. sınıfa geçerkenki yaz tatilinde BİTİRİN (üstünden geçin ya da tekrar edin demiyorum, BİTİRİN) ve rafa kaldırın. Elbette rafa kaldırmak demek 12’de hiç bakmayacağınız anlamına gelmiyor, daha çok konu eksiğiniz kalmamasından bahsediyorum. Özellikle kolay unutulabilen tarih gibi derslere elbette ki sene içinde dönüp bakacaksınız ve tabii ki YGS soruları çözeceksiniz sene içinde. Ancak 12’de sıfırdan konu öğrenmekle uğraşmayın (YGS için). Ağırlık daima LYS’de olmalı unutmayın! Ve buradan da diğer bir soruya geçiyoruz…

           “Şu dönemde YGS kasıp LYS’yi rafa kaldırsak ne olur?” demiş bir arkadaş. Bunu kesinlikle yapmamalısın, çünkü (evet acı gerçek geliyor) YGS’de ne yapabileceğin şu zamana kadar yaptıklarınla az çok belirlenmiş durumda. YGS birikim ölçer. Şu gün sınava girsen yapacağın matematik netiyle, bugünden itibaren mat2’yi rafa kaldırıp mat1 çalışmaya başlayıp 2 ay sonra gireceğin sınavda yapacağın mat1 neti (şu anda hiçbir konu eksiğin olmadığını varsayıyorum bu arada) o kadar da fark etmeyecek. Ama mat2’de eder. Bu sadece matematikle ilgili bir örnek, ama yine de konunun mantığını ve LYS’yi niçin rafa kaldırmamak gerektiğini anlamışsınızdır. Tam bu noktada şöyle bir soru gelebilir: “Ee niye mat1 çalışıyoruz ki o zaman? Hiç çözmeyelim?”. Ve buradan da değinmek istediğim başka bir noktaya geçiyoruz.

           Mat1’i 11’de bitirdim dedim, ama bu 12’de hiç mat1 çözmediğim anlamına gelmiyor. Çözdüm, YGS deneme setleri bitirdim hatta mat1’den. “Ee ama az önce mat1 çözmek neti çok değiştirmez dedin?”. Yalan söyledim, ya da yok yalan demeyelim de, eksik söyledim diyelim. Yaptığınız hatalar çoğunlukla dikkat hatasıysa, ya da şu ana kadarki öğrencilik hayatınızda tüm matematiksel kavramları sağlam bir şekilde oturtarak kendinize güçlü bir birikim oluşturmuşsanız ama pratiğiniz eksikse, ya da yavaşsanız işte o zaman netinizi artırabilir. Yani çözmeniz gerekiyor arkadaşlar, birikiminiz ne olursa olsun. Çünkü odaklanmanız gereken şey “Keşke…” şeklinde başlayan cümlelerden ziyade şu ana kadar yanınızda getirdiklerinizle elinizden gelenin en iyisini nasıl yapabileceğiniz. Bu yüzden YGS’den de soru çözmeniz gerekiyor (LYS’yi rafa kaldırmamak şartıyla), hiç olmadı hız kazanmak için. Şimdiyse diğer bir noktaya geldik: hız.

                Maratonun en önemli faktörlerinden biri diyorum ben “hız” için. Çok sağlam netleri olduğu hâlde, o netlerle ilk 2000 içinde olabilecekleri hâlde, sınavı yetiştiremeyip 7000’e, 9000’e düşen arkadaşlarım oldu. Ne yapın ne edin, hızlanın. Sınav maceramı anlatayım biraz şimdi: YGS’yi bitirdiğimde 15 dakika artırabilmiştim, geride ise 8 boşum kalmıştı. Sonra o boşları da çözdüm ve gözetmen “Kalemleri bırakın.” dediğinde son cevabı kodladım. Yani ucu ucuna yetiştirdim sınavı, bütün sorular çözülmüş halde. Oysaki çözdüğüm denemelerde bütün soruları çözdüğümde en az 20 dakika, ortalama 30 dakika artırırdım. Hatta Fem’in bir YGS denemesinde 1 saate yakın süre artırmıştım. Bu söylediklerim geçmiş senelerin YGS denemelerini çözdüğümde de aynıydı. Dolayısıyla, ne kadar hızlı olursanız olun gerçek sınavda durum ister istemez daha farklı olacak. Yani “Dershane sınavlarında hep 20 dakika artırıyom yaa.” ya da “Abi …’nın denemelerinde yarım saat fazladan zamanım kalıyo hep.” şeklindeki cümleler kuruyorsanız bile yetinmeyin, hep daha fazlası için çalışın. İlla ki yetiştirememe sıkıntısı çekeceksiniz demiyorum, sadece yetiştirememe yüzünden istediğini elde edemeyen çok büyük bir kitle var ve sizin de o kitle içine girme ihtimaliniz var. Bu ihtimali azaltmak için bir öneridir hızlanma. Nasıl hızlanacağınız ise soru çözmenize bağlı, bol soru çözmek ve süre tutarak, hızlanmaya çalışarak çözmek. Hepsi bu.

           “Bu dönemde ne yapmamız gerek?” demiş bir arkadaş da. Bu dönem çok da farklı bir dönem değil bundan önceki 3 aydan. Çalışmaya devam her iki sınava da (LYS’yi ihmal etmek yok, tekrardan söylüyorum). Yine de yol gösterici bir şeyler söylemek açısından geçmiş senelerde veya yazın YGS konularından bitirmedikleri şeyler olan arkadaşlar için, bu ayın sonuna –ya da en geç şubatın ortasına– kadar o konuları bitirmiş olun ve tam gaz deneme çözmeye başlayın diyorum. LYS’yi ne zaman bırakmak gerek derseniz de, mart gelene kadar bırakmayın derim.

           Şimdi Fatih arkadaşımızın uzun sorusuna gelmek istiyorum. Buraya kadar olan kısımdan da elbette pay çıkarmışsındır, ama sorduğun soruyla ilgili özel olarak değineceğim şeyler de olacak elbette. Netlerinden bahsetmişsin ve bazı 12. sınıfların 80 küsur netler aldığını söylemişsin. Öncelikle 80 civarı netlere pek parlak diyemeyiz (bu netlerin sahibinin 160 soruyu da cevaplamaya niyetli olan öğrenciler olduğunu varsaydım bu arada, çünkü fen çözmeyen eşit ağırlıkçı ve sözelciler ile sosyal çözmeyen fenciler var). Bir 11 olarak YGS fen ve matematiği bitirmen çok güzel, ama keşke yaptığın o 110 netin derslere dağılımını da söyleseydin. Yine de fena değil bence bu net, daha da artıracağına eminim. LYS matematik ve fiziğe girme konusunda ise şu zamana kadar gördüğün konulara girebilirsin elbette, hatta çok sağlam oturtursan 12’de konuları unutmuş olsan bile çok rahatlıkla hatırlar ve eski performansına kavuşursun (deneyimlerimden yola çıkarak yorumluyorum). Ben 12. sınıfta bazı konularda hocaları beklemeden kendim çalışıp öğrenmiştim. Ne var ki 12 konuları gerçekten en esaslı konulardan, bu yüzden eğer iyi konu anlatan öğretmenlere sahipsen kendin çalışmak yerine öğretmenlerini bekleyebilir, bu arada da başka eksiklerine –örneğin sosyal, Türkçe– yoğunlaşabilirsin. Daha önce söylediğim gibi yine kendimden örnek veriyorum, 11. sınıfta ve onu izleyen yaz tatilinde Türkçe, coğrafya, tarih, mat1, kimya (YGS) bitmişti. Türev, integral, optik, alternatif akım gibi konular ise öğretmenlerimle 12. sınıfta bitti. Hiç sıkıntı çekmedim açıkçası, ama bu dediklerim sadece bir öneri. Çok istiyorsan ve kendine güveniyorsan LYS matematik ve fiziğin görmediğin konularına da girebilirsin, ancak ben önermiyorum. Çünkü bir de ufak bir detayı bile olsa bir konunun bazı yerlerini yanlış öğrenip ileride düzeltmekte sıkıntı çekme ihtimalin var. Kararını vermeden bunu da göz önünde bulundur derim.

           Son olarak ne söyleyebilirim… “Hız”ın öneminden bahsettim, bir şeyin daha öneminden bahsetmek istiyorum ve bu bahsedeceğim şey LYS’yi de kapsıyor, tıpkı “hız” konusu gibi. İnsanı en çok aldatan şeylerden biri de, o sınava 1-2 hafta kala çözülen çıkmış sorular oluyor. Oturup çözüyorsunuz YGS 2010, 2011, 2012’yi ve bir bakıyorsunuz 150 net, ya da LYS matematiği çözüyorsunuz bir sene öncesinin ve sadece 2 boşunuz var! Vesaire, vesaire… Sonra gerçek sınavda gümlüyorsunuz. Ben yaşamadım bunu, ve illaki de gümleyeceksiniz, geçmiş senelerin sınavları sizi aldatacak da demiyorum. Ancak bunu yaşayan bir sürü arkadaşım oldu. Matematik LYS’sinden önceydi çok net hatırlıyorum, bir arkadaşımla telefon konuşması yaparken demişti geçmiş senelerin sınavlarını çözüp 1 boş, 2 boş yaptığını; aynı aralar bir başka arkadaşım da eski sınavlarda 70 üstü net yaptığından, hatta birinden 75 yaptığından bahsetmişti. 1-2 boş yapanın gerçek LYS’de 10 boşu vardı, diğeri ise söylemedi bile “Çok kötü…” dedi sadece. Neden anlatıyorum bunları? Moral bozmak değil amacım, sadece ne olursa olsun “Tamam ya, bu işi bitirdim ben rahatım!” psikolojisine kapılmayın. Kendinize güvenmeyin demiyorum, bu ikisini karıştırmayalım, kendinize güvenin, korkmayın, “Başaracağım!” deyin; ama istediğinizi elde edene kadar da ciddiyeti ve azmi elden bırakmayın.

           Benim söylemek istediklerim bu kadardı, ancak Azimli Yazar’ın da bana sorduğu birkaç soru var, şimdi onlara da değinmek istiyorum:

1)      Ben okuyucularıma 11. sınıfta 11. sınıfın birincil öncelik olmasını önerdim, sen bu konuda ne düşünüyorsun?
Cevap: Haklısın, katılıyorum. YGS’nin bitirebildikleri kadarını 11’de bitirmelerini önerdim, ancak bu demek değildir ki YGS’yi 11. sınıfta bitirmek uğruna 11 konularını çöpe atalım. Tıpkı 12. sınıfta LYS’nin YGS’ye göre önceliğinin olması gibi, 11. sınıfta da 11 konuları YGS’ye göre öncelikli olmalı. Benim YGS konusundaki önerim daha çok, 11. sınıftaki arkadaşlarımız 12. sınıfta YGS ile uğraşmaktan LYS’yi boşlamasınlar diyeydi. Ve arkadaşlar eğer 11’e önceliği verip aynı zamanda YGS’nin büyük kısmını 11. sınıfta ve onu izleyen yaz tatilinde bitirebilirseniz gerçekten rahat edersiniz. Bu yüzden mat1’i, Türkçe’yi, kimyayı (YGS) 12’ye bırakmadan bitirmenizi önerdim
.
2)      Bazı okuyucular temeli olmadığından şikâyet ediyor onlara ne önerirsin?
Cevap: Bahsettiğin okuyucular eğer 12. sınıftalarsa, senin de önceki yazılarında dediğin gibi bilmedikleri, eksik gördükleri konulara dönüp çalışmaları bence de daha mantıklı olacaktır. Çünkü 0’dan almaya kalkmak hem süre kısıtlılığından ötürü başarısızlıkla sonuçlanabilir, hem de zaman kaybına neden olabilir. Eğer temelinin eksik olduğunu ve bu konuda bir şeyler yapması gerektiğini 12. sınıftan önce fark eden arkadaşlar varsa, onlara önerim önlerinde ne kadar vakit olduğuna bakarak kendilerine uygun bir program yapıp mat1’i 0’dan çalışmaları. İnsan 12’ye geçmeden kendini zorlamaya kolay kolay meyletmiyor, ama yine de temel eksiklerini kapatmak isteyen ve önlerinde vakit olan arkadaşlar yeterince azimli olurlarsa 12’ye gelmeden bu eksiklerini kapatabilirler.

3)      Hızlı okuma kurslarına gerek var mı?
Cevap: Açıkçası bu soruyu daha uygun bir şekilde cevaplayabilmek için önce bir hızlı okuma kursuna gitmiş olmalıydım diye düşünüyorum. Çünkü gerçekten bu kursların elle tutulur gözle görülür bir faydasını gören insanlar var mı yok mu, bu konuda hiçbir bilgim yok. Yine de denemek isteyenler varsa 12. sınıftan önce denesinler diyorum. Çünkü bu bir KURS ve her kurs gibi vakit ve emek ister. 12. sınıfta kitap okumaya bile zor vakit bulduğumuzu düşünürsek bence hızlı okuma kursu son sene için bir risk. Üstelik hızlı okuma yerine bol paragraf sorusu çözerek ve paragraf çözme tekniklerinden faydalanarak hızlanmak mümkün. Yine de 10 ve 11. sınıfa giden arkadaşlar deneyebilir, hatta deneyip faydasını görürlerse bizle paylaşabilirler.

4)      Sence YGS hangi sırayla çözülmeli ve hangi derse ne kadar süre ayrılmalı?
Cevap: Bu konuda herkesin tarzı kendine ait olmalı bence, ama bazı noktalara dikkat etmek kaydıyla tabii ki. Ben Türkçe, matematik, fen, sosyal yapardım. Bir ara matematikle Türkçeyi yer değiştirmiştim hatta ve öyle de girdim baya bir deneme sınavına; sonradan eski sırama geri döndüm. Ne var ki her dersi 20-20 iki kısma bölüp, Türkçe-matematik-fen-sosyal-Türkçe-matematik-fen-sosyal şeklinde çözen bir insana da rastladım. Matematiği en sona bırakana da rastladım. Yani kişilerin tercihine kalmış bir şey, ama benim kişisel olarak önerim, matematik gibi vakit ve dikkat isteyen bir dersi sona bırakmamaktır. Onun dışında, herkesin kendi tercih yapacağı puan türüne göre ağırlığı en düşük olan dersi sona bırakmaları da mantıklı bir hareket tarzı. Hangi derse ne kadar zaman ayrılacağı ise yine farklı insanların farklı hızlarda olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda değişebilen bir şey (ben yine de kendi önerimi söyleyeceğim). Örneğin çok hızlı çözen ve iyi netler çıkaran bir arkadaşım vardı. Türkçe’yi 20-25 dakikada çözebiliyordu. Ben hiçbir zaman o kadar hızlı olamadım, ama hızlanmak için büyük çaba harcayıp en son geldiğim noktada ortalama olarak Türkçeye 35, matematiğe 40-45, fenne 30, sosyale 25 dakika ayırıyordum (gerçek YGS’de işler biraz değişti tabii, Türkçe 40’a çıktı, matematik de uzadı, sosyal de bile zaman kaybettiğim yerler oldu… Neyse, bu tarz olası yavaşlamaları göz önünde bulundurup hızlanabilindiği kadar hızlanılmasınının gerekliliğinden yukarıda bahsetmiştim zaten.).

5)      YGS Türkçe için kitap okumak gerekir mi?
Cevap: Gerekir, ama 12. sınıfta ya da 11’de ya da 10’da değil. Kitap okumak, daha da küçüklükten gelen bir alışkanlık ise Türkçe alanında kişiye faydasını gösterecektir (bu konuda gerçekten güzel örneklere rastladım). Ancak bu demek değildir ki çocukluktan beri kitap okumayan YGS Türkçe yapamaz. Direkt olarak paragraf sorusu çözmenin Türkçe için daha faydalı olacağını düşünüyorum (aynı şekilde bunun örneklerini de sıkça gördüm).

6)      Müzikle çalışmak uygun bir çalışma şekli mi?
Cevap: Kesinlikle hayır. Sınıftaki gürültüden ötürü ara sıra kulaklıkla müzik dinleyerek çalışmak zorunda kalsam da bunun bana hiçbir faydası olmadığı gibi, odaklanamadığımdan dolayı zararlı olabildiğini fark ettim. Bir de soru çözerken dinlenen şarkıların dile dolanma ve müziksiz bir çalışma ya da deneme sınavı esnasında kafayı meşgul etme gibi garip huyları oluyor. Gerçek YGS’ de paragraf çözerken aklıma Deniz Seki’nin “Dile Kolay” şarkısı gelmişti. Nakaratı bitirmeden soruya devam edemedim. Yani yapmayın etmeyin diyorum, senin önerdiğin kulak tıkacı fikri çok daha işe yarar görünüyor.

7)      12.sınıf konuları ne zaman çalışılmalı?
Cevap: Aslında bu soruyu Fatih arkadaşımızın sorusuna cevap verirken bir ölçü yanıtlamıştık. Türev, integral gibi kavramsal olarak sağlam bilgiler içeren konulara önceden girmeyi hep risk olarak görmüşümdür ben. Çünkü konunun başında ufak bir şeyi yanlış oturtup ileride düzeltmekte zorlanmak gibi bir ihtimal var. Fizikteki pek çok konuda da aynı şey geçerli. Ancak yine de bu konuda kendine güvenen arkadaşlar varsa onlara da “Sakın görmediğiniz konuya çalışmayın!” demeyeceğim, sadece ben önermiyorum. Ha ama biyolojidir, elementler kimyasıdır, ya da çok da ağır olmayan özel tanımlı fonksiyonlar gibi konulardır, fizikteki atomaltı parçacıklardır, bunlar önceden çalışılabilir. Ama bu saydıklarımın çoğu ezbere dayalı olduğu için bu konulara yaz tatilinden girmeye çok da gerek yok bence. Konuları daha çok öğretmenlerle birlikte götürmenizi öneririm. Tabii YGS biyoloji 4 seneyi de kapsayan bir ders olduğu için genelde marttan önce yetişmeyebiliyor biyoloji konuları, bu durumda biyolojiyi kendiniz halletmek durumunda kalabilirsiniz.

           Şimdilik diyeceklerim bu kadardı. İlk yazım olduğu için belki biraz dağınık olmuştur, aklıma bir fikir geldiği zaman unutmadan hemen yazmak istediğim için öyle yazmış olabilirim. Eğer öyleyse kusuruma bakmayın arkadaşlar. Bir kişiye bile yardımcı olabildiysem, bir kişiye bile yol gösterebildiysem ne mutlu bana.

Sağlık ve azimle…

TRANSFER!! (Bakın)

Güncelleme: Arkadaş yazısını yayınladı arkadaşlar. Sorularınız için artık burayı kullanmamanızı öneririm. Onun yazısını kullanın, mail atın veya yedek yazarınıza yani bana sorun. :)

Arkadaşlar final haftam, o yüzden bu aralar çok ilgilenebildiğimi söyleyemeyeceğim kusura bakmayın. Ama bloga bir transferle geri dönüyorum. Bonservisini aldım. Benden daha başarılı ve bilgili biri. Sorularınız olursa bu başlığın altında sorun, sorularınızı o cevaplayacak. Herkese iyi çalışmalar.